Search
  • Fatma Aladağ

Towards QUANTUM HUMANITIES

Updated: Apr 4, 2021

KUANTUM BEŞERİ BİLİMLERE DOĞRU


*Please scroll down for English




1950’lerde “İki Kültür” olarak tanımlanan, doğa bilimleri ile beşeri bilimler arasındaki üstünlük tartışması bugün farklı versiyonları ile akademinin gündeminde kalmaya devam ediyor.


Geleneksel beşeri bilimlerin “gerçek,” dijital beşeri bilimlerin ise sadece “teknik destek” olarak tanımlandığı 1960'ların hiyerarşik yaklaşımı şüphesiz bu tartışmaların bir başka açısını temsil ediyor. Bugün her ne kadar beşeri bilimler alanında, dijital yöntemlerin ürettiği bilgiye artık şüpheyle bakılmıyor olsa da teknolojik gelişmeler üstünlük tartışmalarının hararetini canlı tutuyor. Silikon Vadisi’ndeki, kuantum bilgisayarlarla klasik bilgisayarlar arasındaki üstünlük tartışması bunun en güncel örneği.


Gelin bu heyecan verici rekabetin detaylarına geçmeden önce kuantum bilgisayarların ne olduğunu en sade şekilde anlamaya çalışalım.


Google kuantum bilgisayarı (Image credit: Eric Lucero/Google, Inc.)


Gündelik hayatımızda kullandığımız klasik bilgisayarlar tarafından çözülemeyecek boyutlara ve karmaşıklığa sahip hesaplamalar için yeni bir bilgisayar türüne olan ihtiyaç, kuantum bilgisayarların ortaya çıkmasını sağladı. Klasik bilgisayarlarda veriler 1 veya 0 olarak temsil edilirken, kuantum fiziğine dayalı bu sistem sayesinde veriler süperpozisyon yani aynı anda 1 ve 0 durumunda olabiliyor. Bu da çok daha yüksek ve verimli hesaplama gücü sağlıyor.


Google, 2019’un Ekim Ayı’nda yayınladığı makalede, Sycamore işlemcisinin kuantum üstünlüğüne ulaştığını ilan ederek, günümüzdeki en gelişmiş “süper” bilgisayarların bile ancak 10.000 yılda çözeceği bir problemi kuantum bilgisayarla 200 saniyede çözmeyi başardığını duyurdu.


Kuantum teknolojisini ticarileştirme yarışında Google’ın ana rakibi olan IBM bu açıklamaya karşı bir yazı yayınlayarak Google’a itiraz etti. IBM’e göre aynı işlem klasik yöntemlerle sadece 2,5 gün sürmekteydi ve “üstünlük” iddiası oldukça abartılıydı. Bulut sisteminde kuantum bilgisayarını herkesin kullanımına açan IBM, Google’ın ulaştığı bu sonucun, kuantum bilgisayarların her şeyi klasik bilgisayarlardan daha hızlı yapabileceği anlamına gelmediğini savunuyor. Ancak teknoloji dünyasındaki kuantum dönüşümü, bu yeni tür bilgisayarların önümüzdeki 3 ila 10 yıl içerisinde ulusal güvenlik, hastalıkların erken teşhisi ve yeni aşıların çok hızlı geliştirilmesi gibi hayati alanlarda, yapay zeka ve makine öğreniminin seyrini önemli ölçüde değiştireceğini gösteriyor.



IBM kuantum bilgisayarı (Image credit:IBM)


Peki henüz dijital beşeri bilimlerin vadettiklerini ve dijital yöntemlerin bilgi üretimi ile olan ilişkisini hazmetme aşamasındayken, beşeri/sosyal bilimciler olarak kuantum üstünlüğü bizim için ne ifade ediyor?


Stuttgart Üniversitesi’nde, “Dijital Beşeri Bilimlerde Hesaplamalı Kuantum için Bir Vizyon” mottosuyla geliştirilen Terra incognita projesi, dijital beşeri bilimler alanında kuantum bilgisayarların potansiyelini ortaya koyan bir vaka çalışması gerçekleştirdi. Dijital beşeri bilimlerin kuantum dönüşümünün etki alanına çoktan girdiğini gösteren ve Kuantum Beşeri Bilimler olarak adlandırılan oldukça vizyoner bu çalışmanın ilk çıktıları geçtiğimiz günlerde Johanna Barzen tarafından yayınlandı. MUSE isimli bu pilot proje kapsamında, komedi, western ve masal türündeki 20 filmde kullanılan kostümlerin nasıl bir desen diline sahip olduğunu ve hangi kalıplara ayrıştıklarını kuantum bilgisayarlarla uyumlu formüller eşliğinde inceleniyor. Örneğin herkesin zihninde “Vahşi Batı haydutu”nun nasıl göründüğüne dair net bir fikir var. Bu tarz tematik karakterleri temsil eden kostümlerin -renk, malzeme, giyinme tekniği gibi- önemli unsurları proje kapsamında detaylıca analiz ediliyor.



Terra incognita Projesi


Barzen, kuantum bilgisayarların, beşeri bilimler araştırmaları için daha hızlı işlem yapabilme, daha kompleks verileri analiz edebilme, daha hassas ve doğru veri analizi gerçekleştirme anlamına geldiğini ve daha önce dikkate alınmamış verilere yeni sorula